EDEBİYAT DÜNYAMIZDAN ÜÇ ÖNEMLİ KİŞİYİ RAHMETLE ANDIK


İstanbul Ticaret Odası’nın son Meclis toplantısında Edebiyat Dünyamızdan üç güzide ismi, vefat yıldönümleri dolayısıyla kısaca anlatmaya çalıştım. Yaptığım konuşmanın metne dökülmüş halini sunuyorum……..

Haziran ayının başında, kelimeleriyle gönüllerimizi nakşeden, mısralarıyla erdemli nesillere medeniyet yolunda yön veren üç kıymetli edebiyat insanını yâd ettik.
7 Haziran tarihi çok değerli şair, edebiyatçı ve fikir adamı olan Abdurrahim Karakoç, Cahit Zarifoğlu ve Mevlana İdris Zengin’in vefat yıldönümüydü.
Bu üç değerli şahsiyeti Rahmet ve özlemle andık.

Screenshot

Türk şiirinin büyük üstadlarından Abdurrahim Karakoç’un vefatının üzerinden 14 yıl geçti.
“Mihriban”, “Dosta Doğru”, “Hasan’a Mektuplar” ve “Anadolu’da Bahar” gibi eserleriyle hafızalara kazınan Karakoç, milletimizin değerlerine verdiği önemle gönüllerimizde müstesna bir yer edinmişti.
Yaklaşık 100 şiiri bestelenen Karakoç, 7 Haziran 2012’de Hakk’a yürümüştü.
Şiirlerinde Anadolu insanının duygularını, inancını ve meselelerini işleyen usta şair, aradan geçen yıllara rağmen etkisini korumayı sürdürüyor.
Merhum Karakoç MİHRİBAN adlı şiirinde şöyle söylüyordu:

“Sarı saçlarına deli gönlümü
Bağlamışlar, çözülmüyor Mihriban!
Ayrılıktan zor belleme ölümü
Görmeyince sezilmiyor Mihriban!

Yâr deyince kalem elden düşüyor
Gözlerim görmüyor aklım şaşıyor
Lâmbamda titreyen alev üşüyor
Aşk kağıda yazılmıyor Mihriban!”
Mısraları hâlâ sevdanın millî marşı gibi hem dilimizde hem yüreğimizde çalmaya devam ediyor.

ABDURRAHMAN CAHİT ZARİFOĞLU
Türk edebiyatının unutulmaz isimlerinden Abdurrahman Cahit Zarifoğlu’nun ise vefatının üzerinden 39 yıl geçti.
“Yedi Güzel Adam”, “Bir Değirmendir Bu Dünya”, “Serçekuş”, “Yaşamak” ve “Kuşların Dili” gibi eserleriyle tanınan Zarifoğlu, şiir ve düşünce dünyasında kendine özgü bir yer edinmişti.
Rasim Özdenören, Alaeddin Özdenören, Erdem Bayazıt, Mehmet Akif İnan gibi isimlerle aynı edebiyat iklimini paylaşan Zarifoğlu, Türk kültür hayatında derin izler bıraktı. Bir dönem isimleri çokça anılan hatta TV’de dizi olarak da yayınlanan 7 Güzel Adamın önemli isimlerinden birisiydi
Edebiyat çevrelerinde “zarif adam” olarak da anılan Zarifoğlu, pankreas kanseri nedeniyle 7 Haziran 1987’de İstanbul’da vefat etti.
Onun ilginç şiirlerinden birini nakletmek isterim

Screenshot

“Seçkin bir kimse değilim.
İsmimin baş harfleri ACZ tutuyor,
Bağışlamanı dilerim .
Hayat bir boş rüyaymış,
Geçen ibadetler özürlü,
Eski günahlar dipdiri,
Seçkin bir kimse değilim.
İsmimin baş harflerinde kimliğim,
Bağışlamanı dilerim.”

MEVLANA İDRİS ZENGİN
Birkaç kelime ile Mevlana İdris Zengin’den de bahsetmek isterim
Çocuk edebiyatının ve düşünce dünyamızın önemli isimlerinden Mevlâna İdris Zengin de 7 Haziran 2022’de 56 yaşında ebediyete irtihal etti.
Çocuk edebiyatına yaptığı katkılar nedeniyle çok sayıda ödüle layık görülen yazarın eserleri farklı dillere çevrilmişti
Mevlâna İdris Zengin’in bize yadigâr kalan bir şiirinden şöyle bir bölümü paylaşmak isterim:

Screenshot

“Ah herşey burada kalıyor demek
Bu içimizi ısıtan güneş,
Özenle kurduğumuz evler,
Aşk için büyüdüğümüz günler,
Yorgunluklarımız,
O aziz acılarımız, savaşlar,
Demek hepsi
Burada kalıyor öyle mi?
Boşuna yorulduk desene
Özgür bir yürek olmaktı en güzeli.”

Benim de çok sevdiğim ve saygı duyduğum bir dostum olan Mevlâna İdris; hukukçuydu, şairdi, öykücüydü, çocuk edebiyatı alanında çok önemli eserler ortaya koydu..
On parmağında on marifet bulunan gerçek bir sanatkârdı. Adeta soyadı gibi her kulvarda başarılı işler yaptı.
Allah cümlesine Rahmet eylesin…

KÜLTÜR, SANAT VE EDEBİYATIN ÖNEMİ
Edebiyat, resim, sanat ve kültürün hayatımızın en renkli ve anlamlı tarafını oluşturması gerektiğine inananlardan birisiyim.
Bu konuda tarihten şöyle bir örneği aktarmak isterim;
Yavuz Sultan Selim daha şehzade iken âlimlerle, fazıllarla, gönül ehli kişilerle toplantılar yaparmış.
Bu toplantılar belirli aralıklarla ve düzenli olarak devam edermiş. Bu ilim meclisinin en önemli temsilcilerinden biri de padişahın hocası Halimî Çelebi imiş.

Yavuz, padişah olunca şehzadelik dönemindeki o değerli dostlarla eskisi gibi görüşemeyince bundan rahatsızlık duymuş ve bir gün, “Halimî Çelebi gelsin” diye haber yollamış.
Emri alınca Çelebi de hemen gelmiş. Daha kapıdan girer girmez Yavuz ona şöyle demiş:
“Halimî Çelebi! Gerçi padişah olduk. Ama bu sefer de ahval-i yârândan haber alamaz olduk. Dört gündür ben seni göremiyorum. Böyle saltanatın tadı mı olur?”

Edebiyat ve sanat mahfilleri, yalnızca bilgi edinilen yerler değil; insanın zevkini, muhakemesini ve dünyayı algılayış biçimini de incelten mekteplerdir.
Kitaplardan öğrenilen bilgi, çoğu zaman bu mahfillerde ete kemiğe bürünür; fikirler şahsiyetlere, eserler hayat hikâyelerine dönüşür. Dolayısıyla sohbet meclisleri çok önemlidir.
Bazı fikirler kitaplarda okunur; bazıları ise ancak bir çay masasında, bir sanatkârın hatırasında ve nitelikli bir sohbet meclisinde daha iyi kavranabilir.

BİR ÖRNEK DE TANPINAR’DAN

Bir başka dikkat çekici anekdot, Ahmet Hamdi Tanpınar ile ilgilidir.
Ahmet Hamdi Tanpınar da sohbet ve insan tecrübesinin önemini vurgulayan isimlerdendir. Bir öğrencisi çok kitap okuduğunu söylediğinde ona şu minvalde cevap verir:
“Yalnız kitap okumak yetmez; insanları da okumak gerekir.”
Yalnız bu söz bile insanlarla bu tür nitelikli ortamlarda birlikte olmak, sohbet etmek ve fikri alış verişinde bulunmanın önemini anlatmaya yeter sanırım..

Bu tür ortamlarda bilgi kadar üslûp, zarafet ve hikmet de nesilden nesile aktarılır.
Ben bizim bu İTO Meclisimizin de her zaman nitelikli bir dost meclisi olduğuna, burada çok önemli bilgilerin, fikirlerin, değerlerin ve yaklaşımların paylaşıldığına inanmışımdır.
Onun için ticari hayatımızın ve ekonominin her yönünü konuşurken; edebiyatın, erdemin, felsefenin, şiirin ve mizahın da bu Meclis’te yer bulması gerektiğini düşünmüşümdür.
Bu sebeple konuşmalarımda ve yazılarımda zaman zaman bu alanlara da temas etmeye gayret etmişimdir.
Çünkü inanıyorum ki insanoğlunu zenginleştiren yalnız serveti değil; kültürü, fikir dünyası ve sahip olduğu gönül iklimidir.