Seçim döneminin zihnimizde uyandırdığı bazı düşünceler

Seçimlerin erkene alınması ile birlikte yoğun bir dönemin içine girdik. Seçim lafının bizatihi kendisi bile insanların içini kıpır kıpır etmeye yetiyor. Hele ülkenin böylesine yoğun gündemlerinin ve sıkıntılarının olduğu bir zamanda ve yeni bir siyasi yapının kurulmakta olduğu bir zeminde, insanlar sanki biraz daha fazla heyecanlanıyorlar.

Bu seçim dönemi, benim şu ana kadarki gözlemime göre faaliyetlerin biraz daha fazla göz önüne çıktığı bir seçim olacak gibi görünüyor. Bunda muhakkak ki sosyal medya kullanımın artmasının çok önemli bir rolü var.
Bu aralar tüm sosyal medya mecralarında aday adayı olan kişilerin boy boy resimlerini izliyoruz. Müracaat yapan kişilerin afişleri, müracaat sırasındaki resimleri, bu kişilerle ilgili yakınlarının ve sevenlerinin tebrik, teşvik ve hayırlı olsun mesajları sosyal medya mecralarını neredeyse tümüyle kaplamış vaziyette.
Facebook’u açıyorsunuz orada paylaşım, twitterda ayrı bir paylaşım daha, instagram tabii bu aralar daha fazla yaygınlaştığı için orada da keza.
Bunlara ilaveten bir de WhatsApp guruplarında ve WhatsApp’ta direk şahsınıza yönelik gelen mesajlar.
Bunların hepsine mukabele etmek için yoğun bir bir mesai sarf etmemiz gerekiyor. Takip ettiğiniz veya hukukunuz olan kişilerin bu paylaşımlarının her birine mukabele etseniz bir mesele. . Mukabele etmeseniz acaba ayıp olur mu endişesi insanı sarıp sarmalıyor.
Ben bu yazı vesilesi ile mukabele edebildiğim veya kaçırdığım tüm dostlarımızın bu aday adaylık süreçleri için topluca bir hayırlı olsun mesajı göndermek istiyorum. Genellikle aday adayı olan arkadaşlarımız ve kardeşlerimiz için bu sürecin hem onlara hem de ülkeye hayırlar getirmesini diliyorum. Bu dua bence önemli. Çünkü adaylık o kişiler için hayırlı mı olacak, yoksa hem kendileri hem de ülke için aday olmamaları mı daha hayırlı olacak onları bugünden bilebilmemiz mümkün değil. Rabbim herşeyin en iyisini bileceği için onlar adına haklarında hayırlı olmasını dilemek sanırım en iyi yol.

Gençlerin talebi yoğun

Aday adaylığı süreci içinde bu dönem en dikkatimizi çeken nokta, gençler arasından adaylık başvurusunda bulunanların sayılarının oldukça fazla olması. Siyasi alana yoğun ilgi gösteren genç kardeşlerimizin sayılarının fazlalığından dolayı ne derece mutluluk duymamız gerektiğini bu aralar fazlaca düşünmeye başladım.
Esasında bu tip bir gelişmenin bana heyecan vermesi gerektiğine inanmama rağmen neden beni biraz tereddüte düşürdüğünü anlamlandırmaya çalışıyorum. Çünkü bu güne kadar girişimcilik konusunda gerçekleştirdiğim sohbetlerde insanlarda girişimci ruhun yaygınlaşmasını hep tavsiye ediyordum. Etken olmanın edilgen olmaktan iyi olduğunu, insanların meselelerin üzerine gitmeleri gerektiğini, bir problem gördüklerinde onun başkaları tarafından çözülmesini beklemek yerine şayet yetkinliği varsa o problemi çözmeye talip olmanın yararlı olduğunu ifade ediyordum. Milletvekilliği de bu etken olabilme imkanını ülke çapında sağlayabilmek için etkili araçlardan bir tanesi
Fakat beni tedirgin eden nokta siyasetin bu yoğunlukta içine girmenin, gençlerimizin henüz yetişme çağında iken enerjilerini farklı yönlere sarf etmelerine neden olacağı çekincesi. Bu alana dahil olmayı hayatlarının biraz daha sonraki dönemlerine erteleseler hem kendileri hem de ülke için acaba daha mı yararlı olur diye düşünmeden edemiyorum.
Hepimizin malumu olduğu üzere ülkemizin içinde bulunduğu noktadan daha ileri düzeylere yükselebilmesi için yetişmiş insan gücüne büyük ihtiyaç duymaktayız. Yetişmişlik dediğimde de bunu sağlamak için en verimli dönemler insanoğlunun gençlik yılları. Gençlerimizin tahsil seviyelerini olabildiğince daha ileri bir boyuta yükseltmeleri, lisans, yüksek lisans ve imkan nisbetinde doktorlarını yapabilmeleri özlenen bir durum. Yabancı dil öğrenimi, okumaları gereken kitapların sayısının artması, hayat tecrübelerinin gelişmesi, yurt içinde ve yurt dışında dünyanın gelişimini daha iyi takip edebilmeleri ve birikimlerinin artması oranında da hem ülke hem de insanlık için daha verimli fikirlere sahip olabilmeleri çok değerli bir şey. Gençlik zamanları da bu donanımları elde edebilmek için en verimli dönemler. Bu dönemlerinde donanımlarını arttırma imkanı varken vekillik gibi mevcut donanımlarının meyvelerinin tezahür edebileceği bir mesaiye soyunmak hem o gençler hem de ülke için ne kadar yararlı? İşte beni girişimci ruhu önemsememe rağmen tereddüte düşüren nokta burası.
Bu sebepten vekillik için yola çıkan bir çok genç kardeşimin aday adaylıklarını duyduğum zaman ilk tepkim biraz menfi oldu. Keşke demek pek güzel bir söz olmasa da onlara keşke biraz daha sonra bu işlere soyunsaydınız, sizde ben ciddi bir istikbal görüyordum, vakti gelmeden pratik yönü çok fazla olan bir alana girişmeniz inşallah sizin gelişmenize menfi bir şekilde tesir etmez diye fikrimi beyan ettim ve etmeye devam ediyorum
Bu beyanım sanırım muhataplarımın pek hoşuna gitmiyor. Ama herkesin onları teşvik ettiği, tabir-i caizse gaz verdiği bir süreçte benim bu tarz bir ikazımın ayrı bir değer taşıdığını da düşünmekteyim

Diğer aday profilleri

Aday adaylığı sürecinde dikkatimi çeken bir diğer husus da ilmi, bürokratik veya gönüllü faaliyetler sahasında kıymetli işler yapmakta olan kişilerin bir bölümünün, içinde etkin olarak yer aldıkları çalışmaları bırakarak farklı bir sahaya, yani siyasi alana girmek istemeleri.
Bu ne kadar isabetli bir şey onun üzerinde de ciddi ciddi düşünmek gerekiyor. Oysa uzun yıllar gayret ederek bir şeyleri biriktirip, belki en verimli ürünlerin ortaya çıkabileceği bir zamanda o alanları bırakarak başka bir yola girmek muhtemelen bazı değerlerin kaybedilmesine yol açacaktır.
Bu kişiler arasında az bir bölümüne siyaset içinde hakikaten ihtiyaç olabilir. O zaman bizzat siyasi alanda oyunu kuranların talebi ile bu ihtiyaç ilgili kişilere iletilir ve onlar da durumları uygun ise millet ve memlekete fayda sağlamak için yapmakta oldukları işleri belirli bir dönem bir kenara koyarak hizmetlerini siyasi düzlemde sürdürebilirler.. Fakat böyle bir ihtiyaç yokken şartları da zorlayarak üstelik yaptıkları bizatihi yararlı çalışmaları bırakarak siyasi platforma girmek isteyenlerin çabalarını şahsi görüşüme göre biraz lüzumsuz bir gayret olarak değerlendiriyorum. Umarım ben yanılıyorumdur ve bu teşebbülerden benim hiç tahmin edemediğim başka hayırlar ortaya çıkar. Bu da ayrı bir bakış açısı olabilir.

…..

Özetle ifade etmek gerekirse siyaset ve onun en önemli unsurlarından biri olan seçimler, toplumun en tepesinden en ucuna kadar hemen her ferdini derinden ilgilendiren ve etkileyen bir alan. Siyaset bu kadar merkezde olmalı mı sorusunu sorduğumuzda, mevcut duruma bakarak evet cevabını vermemiz adeta zorunlu bir halmiş gibi duruyor..
Fakat ben yine de daha büyük ve zamanlar üstü hedeflere yani büyük siyasete odaklanmanın daha önemli olduğu fikrimi yeri gelmişken paylaşmak istiyorum.
Büyük siyaset nedir sorusuna da kısaca şöyle cevap verebilirim:
İnsan unsuru her zaman ve zeminde çok önemlidir. Bizim daha güzel yarınlara ulaşabilmemiz için yetişmiş insan sayımızın artması gerekiyor. Yetişmiş insan sayısının artabilmesi için de ülkenin ikliminin buna müsait hale gelmesi şart.
İnsanlar daha fazla okumalı, daha fazla araştırmalı, kendilerini daha fazla geliştirmeliler. Ülkenin ve insanlığın daha iyi olabilmesi için farklı alanlarda araştırmalar yapılmalı, bu amaca ulaşmak için dirsek çürütülmeli ve bu yetişmiş insanlarla beraber onların en iyi şekilde değerlendirilmesi için verimli sistemler kurulabilmeli.
İş dünyası üretim, adaletli bir büyüme ve hakkaniyetli bir paylaşım meselesine odaklanmalı. Tartışılmaz bir gereklilik gibi gösterilen faize dayalı bir ekonomik sistem dışında, inancımıza uygun ve insanlığın hayrına iktisadi modeller oluşturulabilmeli.
İnsanlarımız kendi menfaatlerini hakları olarak görmekten şiddetle kaçınmalı. Boynuzsuz koyunun boynuzlu koyundan hakkını alacağı bir günün çok kısa bir süre sonra önlerine geleceği bilincinde olmalı.
Gönüllü hizmetler alanında vakıf ruhuyla çalışan insanlarımızın sayısı her geçen gün daha da artmalı. Parlementer siyaset veya yeni uygulayacağımız sistem de ancak bu hedefe yönelik önemli bir araç olarak hizmet görebilmelidir. Bir de yetişecek insanlarda hem mesleki ehliyeti hem de ahlaki ehliyeti tercihlerimizin en başına koymaya gayret etmeliyiz.
Gençlerimizi bu amaçlara uygun olarak yönlendirebilmeliyiz. Tabii gençleri yönlendirebilmek için de öncelikle daha yaşlıca olanların bu amaçları hayatlarının temel hareket noktası haline getirmelerini öncelikli hale getirmeliyiz.
Maddi gelişmeyle orantılı olarak hatta onu da geçecek tarzda bir manevi gelişim ortamının da toplumda yerleşmesini sağlayabilmeliyiz.
İnsanlarımız için akl-ı selim, kalb-i selim ve zevk-i selimi ulaşılması gereken bir ideal olarak önümüze koyabilmeliyiz.
Ana hatları ile çizmeye çalıştığımız bu insan ve toplum modeli içinde siyasi çalışmalarımız da muhakkak ki daha kaliteli ve verimli olacaktır inşallah.
Tüm bu endişelerimizle ve dileklerimizle birlikte seçimlerin ülkemize ve insanlığa hayırlar getirmesini temenni ediyorum